15 Sep
15Sep

Hemodiyaliz nedir?

Hemodiyalizde kan, damar yolu aracılığıyla vücut dışındaki diyaliz cihazına alınır. Cihaz içerisindeki diyalizör yardımıyla kandaki atık maddeler ve fazla sıvı uzaklaştırılır ve temizlenen kan tekrar hastaya verilir. 

Merkez hemodiyalizi çoğunlukla haftada üç gün uygulanır ve her seans 4 saat sürer. Tedavi sağlık personelinin bulunduğu diyaliz merkezinde gerçekleştirilir. Hemodiyaliz için genellikle arteriyovenöz fistül tercih edilir. Fistül hazır değilse veya kullanılamıyorsa bazı hastalarda diyaliz kateteri gerekebilir.

Bir hemodiyaliz gününde;

Hasta evden alıp diyaliz ünitesine taşınır

Diyaliz makinasına bağlanır

Diyalize alınır

Sonrasında da tekrar üniteden alınan hasta eve transfer edilir

Kısacası hasta haftada 3 gün en az 6-9 saatini diyalize harcar

Periton diyalizi nedir?

Periton diyalizinde ise kan vücudun dışına çıkarılmaz. Karın boşluğunun iç yüzeyini kaplayan periton zarı doğal bir diyaliz membranı olarak kullanılır. Karın bölgesine yerleştirilen kalıcı bir kateter aracılığıyla özel diyaliz sıvısı karın boşluğuna verilir. Atık maddeler ve fazla sıvı zaman içerisinde bu sıvıya geçer ve daha sonra sıvı dışarı alınır. Periton diyalizinin iki temel uygulama şekli vardır. Sürekli Ayaktan Periton Diyalizi (SAPD/CAPD): Hasta gün içerisinde diyaliz sıvısını kendisi değiştirir. Aletli Periton Diyalizi (APD): Değişimlerin büyük bölümü gece uyku sırasında bir cihaz tarafından otomatik olarak gerçekleştirilir. Bu nedenle uygun hastalarda periton diyalizi evde uygulanabilen bir böbrek yerine koyma tedavisidir.

Periton diyalizinin avantajları nelerdir?

Periton diyalizinin en önemli avantajlarından biri tedavinin hastanın günlük yaşamına daha fazla uyarlanabilmesidir. Özellikle aletli periton diyalizinde tedavinin büyük kısmının gece yapılabilmesi, bazı hastaların gündüz işine, okuluna veya sosyal yaşamına devam etmesini kolaylaştırabilir.

Ayrıca periton diyalizi sürekli veya daha sık aralıklarla gerçekleşen bir tedavi olduğu için sıvı ve atık maddelerin uzaklaştırılması daha kademeli gerçekleşir. Bu özellik özellikle bazı kalp hastalarında ve ani tansiyon düşmelerine eğilimli kişilerde avantaj sağlayabilir. 

Bir diğer önemli nokta kalan böbrek fonksiyonudur. Diyalize başlayan birçok hasta hâlâ belirli miktarda idrar yapmaktadır. Bu kalan böbrek fonksiyonu sıvı kontrolü ve bazı atık maddelerin uzaklaştırılmasına katkı sağlar ve hastanın genel seyri açısından değerlidir. Periton diyalizi bazı hastalarda kalan böbrek fonksiyonunun daha uzun süre korunmasına katkı sağlayabilir. Hatta bazı hastalar yıllarca idrar çıkarmaya devam eder. Oysa hemodiyalize başlandıktan kısa süre sonra hastaların idrarı kalmaz.

Hemodiyalizin avantajları nelerdir?

Merkez hemodiyalizinin önemli avantajlarından biri tedavinin eğitimli sağlık personeli tarafından gerçekleştirilmesidir. Özellikle tedaviyi kendi başına uygulamak istemeyen veya bunu yapabilecek fiziksel, bilişsel ya da sosyal koşulları bulunmayan kişiler için merkez hemodiyalizi daha uygun olabilir.

Periton diyalizinde hastaneye daha az mı gidilir?

Genellikle periton diyalizinin önemli avantajlarından biri budur. Tedavinin büyük bölümü evde gerçekleştirildiği için hasta haftada üç kez diyaliz merkezine gitmek zorunda değildir. Ancak bu, hastanın doktor kontrolüne ihtiyaç duymadığı anlamına gelmez. Periton diyalizi hastalarının da düzenli kan tetkikleri, klinik kontrolleri, kateter değerlendirmeleri ve diyaliz yeterliliği izlemleri yapılır. Bu amaçlada stabil bir hasta 1-2 ayda bir doktor kontrolüne girmelidir

Hangisinde tansiyon düşmesi daha az görülür?

Hemodiyalizde birkaç saat içerisinde belirli miktarda sıvının vücuttan uzaklaştırılması gerekebilir. Özellikle fazla sıvı birikmiş hastalarda hızlı sıvı uzaklaştırma sırasında tansiyon düşmesi, halsizlik veya kas krampları görülebilir. 

Periton diyalizinde sıvı uzaklaştırılması daha uzun zamana yayıldığından ani dolaşım değişiklikleri genellikle daha azdır. Bu nedenle de kan basıncında ani düşüler bu hastalarda gözlenmez.

Hangisinde enfeksiyon riski daha fazladır?

Her iki yöntemin de kendine özgü enfeksiyon riskleri vardır. Periton diyalizinde en önemli enfeksiyonlardan biri peritonittir. Karın ağrısı ve diyaliz sıvısının bulanık gelmesi önemli uyarı işaretleridir. Ayrıca kateter çıkış yerinde enfeksiyon gelişebilir. 

Hemodiyalizde ise özellikle santral venöz kateter kullanan hastalarda kan dolaşımı enfeksiyonları ciddi bir sorun olabilir. Dolayısıyla “bir yöntemde enfeksiyon var, diğerinde yok” şeklinde düşünmek doğru değildir. Enfeksiyonun türü ve risk faktörleri farklıdır.

Beslenme ve sıvı kısıtlaması hangisinde daha fazladır?

Bu konu hastadan hastaya değişmekle birlikte periton diyalizinin sürekli tedavi özelliği nedeniyle bazı hastalarda sıvı ve beslenme kısıtlamaları merkez hemodiyalizine göre daha esnektir

Ancak periton diyaliz sıvılarında glukoz bulunur ve bu glukozun bir kısmı vücut tarafından emilir. Bu nedenle bazı hastalarda kilo kontrolü ve kan şekeri yönetimi önem kazanabilir. Her iki yöntemde de tuz tüketiminin kontrolü önemlidir. Potasyum, fosfor, protein ve sıvı önerileri ise hastanın laboratuvar sonuçlarına ve kalan böbrek fonksiyonuna göre bireyselleştirilmelidir. Ancak genel olarak periton diyalizinde beslenme hemodiyalize göre daha esnek olabilmektedir.

Sonuç: En iyi diyaliz yöntemi hastaya en uygun olanıdır

Periton diyalizi ve hemodiyaliz birbirinin “iyi” ve “kötü” alternatifi değildir. Her iki yöntem de doğru hastada etkili böbrek yerine koyma tedavileridir.


Yorumlar
* Bu e-posta internet sitesinde yayınlanmayacaktır.