Akılda tutulması gereken ilk nokta her böbrek kisti aynı değildir. Kistin büyüklüğünden çok görüntüleme özellikleri önem taşır.
Böbrek kisti, böbreğin içinde veya yüzeyinde gelişebilen, genellikle içi sıvı dolu yapılardır. Yaş ilerledikçe basit böbrek kistlerinin görülme sıklığı artar. Çoğu kişi kistinin olduğunu bilmez. Başka bir nedenle yapılan ultrason, bilgisayarlı tomografi (BT) veya manyetik rezonans (MR) incelemesi sırasında tesadüfen fark edilir. Tek veya birkaç basit kistin bulunması, tek başına böbreklerin çalışmadığı veya ciddi bir böbrek hastalığı bulunduğu anlamına gelmez.
Çoğu zaman hayır. Basit böbrek kistleri görüntülemede tipik olarak ince ve düzgün duvarlı, içi sıvı dolu yapılardır. İçlerinde kalın bölmeler veya solid doku gibi şüpheli özellikler bulunmaz. Tipik bir basit kist:
Hastaların en çok dikkat ettiği özellik genellikle kistin kaç santimetre olduğudur. Örneğin: “Böbreğimde 5 cm kist var, tehlikeli mi?” Ancak kistin boyutu tek başına kanser riskini belirlemez. Dolayısıyla değerlendirmede yalnızca “kaç santimetre?” sorusuna değil, kistin duvar yapısına, içeriğine, septa adı verilen bölmelerin bulunup bulunmadığına, kalsifikasyonlara ve kontrastlı görüntülemede şüpheli dokunun boyanıp boyanmadığına bakılır.
Basit böbrek kistlerinin kansere dönüşmesi beklenmez. Burada önemli olan, başlangıçta basit kist ile kompleks kistik böbrek lezyonunun doğru şekilde ayırt edilmesidir. Bazı kistler görüntülemede basit bir sıvı kesesi görünümünde değildir. Duvarında kalınlaşma, düzensizlik, bölmeler veya solid alanlar bulunabilir. Bu durumda lezyonun daha ayrıntılı değerlendirilmesi gerekebilir. Bu nedenle “böbrek kisti kansere dönüşür mü?” sorusundan çok: “Bu gerçekten basit bir böbrek kisti mi?” sorusu daha önemlidir.
Şüphe oluşturan özellikler arasında:
bulunabilir.Bu özelliklerden birinin görülmesi doğrudan “kanser var” anlamına gelmez. Ancak basit kiste göre daha ayrıntılı değerlendirme gerektirir.Ultrasonda kompleks özellikler saptanırsa çoğu zaman kontrastlı BT veya uygun hastalarda MR ile ileri değerlendirme yapılır.

Küçük basit kistlerin büyük çoğunluğu hiçbir belirti oluşturmaz. Ancak çok büyüyen veya bulunduğu bölge nedeniyle çevre yapılara baskı yapan kistler bazen:
oluşturabilir. Nadiren kist içine kanama veya enfeksiyon gelişebilir. Ancak bel ağrısı olan ve ultrasonunda küçük bir böbrek kisti bulunan her hastada ağrının nedeninin kist olduğunu düşünmek doğru değildir. Bel ve yan ağrısının kas-iskelet sistemi başta olmak üzere çok sayıda başka nedeni olabilir.

Tek veya birkaç basit böbrek kisti genellikle kreatinin yüksekliğine neden olmaz. Kreatinin yüksekliği saptanan bir hastada yalnızca görüntülemede basit bir kist bulunması, böbrek fonksiyon bozukluğunu kiste bağlamak için yeterli değildir.
Bu durumda hipertansiyon, diyabet, kullanılan ilaçlar, proteinüri ve diğer böbrek hastalıkları açısından değerlendirme yapılması gerekir.
Çok büyük, çok sayıda veya böbrek dokusunu belirgin şekilde etkileyen kistik hastalıklar ise farklı bir durumdur.

Otozomal dominant polikistik böbrek hastalığında (ADPKD) ise genellikle her iki böbrekte çok sayıda kist bulunur. Böbrekler zamanla büyüyebilir ve hastalarda hipertansiyon, böbrek taşı, idrarda kanama ve ilerleyen dönemlerde böbrek fonksiyon kaybı gelişebilir. Ailede polikistik böbrek hastalığı veya böbrek yetmezliği öyküsünün bulunması da değerlendirmede önemlidir. Dolayısıyla: “Böbreğimde kistler var” ile “polikistik böbrek hastalığım var” aynı şey değildir.
Tipik, şikâyete yol açmayan basit böbrek kistlerinin çoğunda herhangi bir tedavi gerekmez. Ancak kist;
tedavi veya ileri değerlendirme gündeme gelebilir.